6 Ağustos 2013 Salı

Yalnızlık


Bilemezsin, yalnızlık hangi mevsimde gelir.
O bir tek hindistancevizi ağaçları altında güzeldir.

Ya çocuk kalacaksın ya da çocuklar gibi yaşayacaksın
Issız ada duyabileceğin en uzak kokuları verir

İşte o anda gözlerin kapalı, havada ceviz kokusu
Uzak meraklarına uçan halı ferahlığı gelir

Peşinden gidersin o seni çağıran çocuğa
Ardında geçmişin alacakları perdelenir...

"İşte ben yalnızlık" diyemez hiç kimse sana
Bütün yalanların arkanda sıraya dizilir.

4 Ağustos 2013 Pazar

Bu kaçıncı ölümün Ahmet Erhan?

İnsan bir kere ölür...
Şairlerse bu ölümleri yazarak, defalarca...
Ölüm, kendimizden kesinkes bahsedileceğine emin olduğumuz ve sonrasını bilemeyeceğimiz tek eylemimiz.
Bir şair öldü mü hep onun şiirleri okunur.
Unutulan, o güne kadar daha az okunduğudur.
Unutulmayan artık o şairin hiç susmayacak olduğudur, unutulsa da...
Evet, herkese korkunç gibi gelebilir ama bir ölümsonrası işidir şairlik. Yazarlık da az çok...
Senin doktor raporlu ölümünle başkalarının seni ve kendilerini birbirlerini durmadan öldürmesi arasında savrulan bu can bozkırında hepsi şairin ölümüdür.
İntiharsa kafiyeli, kazaysa nüktedan, hastalıksa cinaslı...

İnsana ne olduysa şairden bilinir. Olmadıysa da...
Ölümsüzlüğüne hoş geldin Ahmet Erhan.