25 Kasım 2011 Cuma

Voltaire’in Çalınan Özgürlüğü


Voltaire’in Çalınan Özgürlüğü
HALİL GÖKHAN
Voltaire’in Felsefe Sözlüğü’nü yeniden yayına hazırlarken iki dosya halinde çevirileri toparlamıştım. İkinci dosya okumadan geldikten sonra son kez okumak için baktığımda bütün maddeler arasında Liberté-Özgürlük maddesinin kayıp olduğunu hayretle gördüm.
Voltaire için borgesvari bir şaşırtmaca mıydı bu, yoksa ünlü filozofun yeni bir oyunuyla mı karşı karşıyaydık. Kabul ediyorum, yeni “edit” (Türkçesiyle edisyon) çok gecikmişti; yayıncı burnundan soluyordu iki senedir ve tam da sonuna gelmişken bu kayıp olacak şey miydi?
Orijinal kitabın gelmesini bekleyemedim ve kendimi sanal âleme attım. Nafile.
Voltaire orada ne gezer? Hele de sözlüğü… Küçük bir araştırmayla bir dostumdan rica ettim. Uygun bir dosya olarak varmış, Fransızca’sını hemen bana attı.
LIBERTÉ-ÖZGÜRLÜK
Ya ben bal gibi yanılıyorum ya da Locke özgürlüğü iktidar anlamına gelen bir şekilde çok iyi tanımlamış. Hâlâ yanıldığımı düşünüyorum, sanki Londra’nın ünlü sulh yargıcı Collins bu fikri derinliştiren tek filozof ve Clarke ise ona bir dinbilimciymiş gibi karşılık verdi. Fransa’da özgürlük üzerine ne yazıldıysa, işte aşağıdaki küçük diyalog bunun en iyi özeti.
A. — Bakın, bir topçu bataryası kulaklarımızın dibinde atış yapıyor; onu işitme ya da işitmeme özgürlüğünüz var mı?
B. — Şüphesiz yok, çünkü onu işitmemi engelleyemiyorum.
A. — Bu topların sizin ve birlikte geziye çıktığınız karınızla kızınızın başlarının yerinden almasını mı istersiniz?
B. — Bu ne biçim tavsiye böyle? Heyecanlı biri sayılsam da böyle bir şeyi isteyemem. İmkânsız bu.
A. — Tamam. Zorunlu olarak top seslerini duyuyorsunuz ve gezi sırasında ailenizle birlikte ölmeyi de istemiyorsunuz; anlaşılan o ki ne bu sesleri duymama ne de burada kalmayı isteme gücünüz var.
B. — Bu çok açık.
A. — Toplardan korunmak için yaklaşık otuz adım kadar ilerlediniz. Bu adımları benimle atma gücünüz de var mı?
B. — Her şey hâlâ çok açık.
A. — Eğer felçli olsaydınız bu bataryanın atış yapmasına engel olamayacaktınız; sesleri duydunuz zorunlu olarak ve bir mermi size isabet etti diyelim ve bu yüzden de hayatınızı kaybettiniz…
B. — Bundan daha doğru bir şey olamaz.
A. — O halde birey olarak sahip olmadığınız bir güçten kaynaklanmıyorsa özgürlüğünüzün dayandığı şey nedir?
B. — Kafamı karıştırıyorsunuz ama; özgürlük kendi istediğim şeyi yapmaktan başka bir şey değil midir?
A.— İyi düşünün; o zaman özgürlüğün başka anlamlara da geleceğini göreceksiniz.
B. — Bu durumda av köpeğim benden daha özgür olmuyor mu? Bir tavşan gördüğünde ona doğru koşma özgürlüğü var ve koşma özgürlüğüne de sahip, eğer ayaklarında bir rahatsızlık yoksa. O halde ben köpeğimden daha özgür değilim.
A. — İşte sizi yetiştiren zavallı bilginlerin zavallı bilgileri. Siz köpeğiniz gibi özgür olduğunuz için hastalıklısınız. Benzer davranışlar içinde yemek yiyorsunuz, uyuyorsunuz ve ürüyorsunuz. Burnunuzun sahip olduğu koklama duyusundan fraklı bir şeye sahip olmak ister miydiniz? Peki neden köpeğinizden farklı olarak özgür olmak istiyorsunuz?
B. — Benim mantık yürüten bir aklım var, köpeğimse asla düşünemez. Düşünceleri basittir onun, benimse binlerce metafizik fikrim var.
A. — Evet ondan bin kez daha özgürsünüz, yani ondan bin kez daha güçlüsünüz, fakat sizin özgürlüğünüz ondan daha farklı değil.
B. — Ne! Özgür olmadığımı mı söylemek istiyorsunuz?
A. —Özgür olmaktan anladığınız nedir?
B. — Herkes ne anlıyorsa ben de onu anlıyorum. Her gün söylendiği gibi özgür irade diye bir şey yok mudur?
A. — Herkesin söylediğine mantıklı demek imkânsızdır. Daha iyi bir açıklamanız olmalı.
B. — Dilediğim gibi özgür olduğumu çıkarıyorum bundan
A. — İzin verirseniz bunun bir anlamının olmadığını söylemek istiyorum. “İstemek istiyorum” sözü sizce biraz gülünç kaçmıyor mu? Size sunulmuş olan fikirler dahilinde isteyebilirsiniz. Evlenmek istiyorsanız evet ya da hayır diyebilirsiniz.
B. — İkisini de istemediğimi size söylesem?
A. — Şu şekilde söyleyenler gibi cevap vermiş olurdunuz: “Kimileri Kardinal Mazarin’in öldüğüne inanır, kimileri de yaşadığına, ama ben ikisine de inanmıyorum.”
B. — Peki o zaman evlenmek istiyorum.
A. — Ne güzel cevap veriyorsunuz. Neden evlenmek istiyorsunuz peki?
B. — Çünkü âşık olduğum genç kız güzel, tatlı, zengin, çok güzel şarkı söylüyor, ailesi çok namuslu insanlar; onun beni sevmesi için her şeyimi veririm.
A. — İşte bir neden. Görüyorsunuz ki bir nedeniniz olmadan isteyemezsiniz. Evlenmekte özgür olduğunuzu söylüyorum size, imza atma ya da atmama, düğün yapma ya da yapmama, karınızla sevişme ya da sevişmeme özgürlüğüne sahipsiniz.
B. — Ne yani? Nedensiz isteklerim olamaz mı? Peki “İstediğim şey nedenimdir” atasözüne ne buyuruyorsunuz? İstiyorum, çünkü istiyorum.
A. — Bu çok saçma sevgili dostum. Nedeni olmayan bir şeyin sadece etkisinden söz edebiliriz.
B. — Ne? Çift-tek oyunu oynarken çiftten çok teki mi seçmeliyim?
A. — Evet, kuşkusuz öyle.
B. — Peki bu nedenin ne olduğunu duyabilir miyim sizden?
A. — Tek düşüncesi sizin aklınızda karşıt fikirden başka bir şey olarak yer etmiştir. Hem isteme nedeninizin bulunduğu için istediğiniz durumların ve hem de bir neden bulunmadığı için istediğiniz durumların olması gülünç olabilir. Evlenmek istediğiniz zaman kuşkusuz o nedenin egemenliğini hissediyorsunuz, fakat çift-tek oynarken bunu hissetmiyorsunuz ve buna rağmen ikisinde de seçenek sayısı aynı.
B. — O halde bir kez ben özgür değilim, öyle mi?
A. — İradeniz özgür değil, ama eylemleriniz özgür. Muktedir olduğunuz durumlarda istediğinizi yapmakta özgürsünüz..
B. — Peki eylemsizlik özgürlüğü üzerine şimdiye kadar okuduklarım?..
A. — Eylemsizlik özgürlüğünden ne anlıyorsunuz?
B. — İstediğim yere tükürmeyi, yatağın istediğim tarafında uyumayı, dört ya da beş kez gezinti yapmayı…
A. — Çok gülünç bir özgürlüğünüz var bu durumda! Tanrı ne kadar da cömert davranmış size! Bunda böbürlenecek bir şey göremiyorum doğrusu! Tanrı size önemsiz durumlarda kullanılacak kadar bir güç vermiş! Gülünç olan istediğiniz yere tükürme konusunda kendinizi özgür hissetmeniz. Sadece bu isteme iradeniz saçma olmakla kalmıyor, aldırışsızlık olarak adlandırdığınız bu beş eylem sizi gayet iyi ele veriyor. Bu eylemlerde diğerlerinden daha çok özgür değilsiniz. Fakat bir kez daha söylüyorum her zaman özgürsünüz, her yerde, yapmak istediğinizi yaptığınız zamanlarda.
B. — Haklı olduğunuzdan kuşkuluyum. Bunu bir düşüneceğim ama.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder