26 Kasım 2011 Cumartesi

Şeytan Mesaj Giyer


Şeytan Mesaj Giyer

HALİL GÖKHAN


"Küresel köy, siyasi projesini bekleyen teknik bir gerçekliktir. Teknoloji, coğrafi mesafeleri kısalttıkça kültürel mesafeler önem kazanmaya ve insanların birbirlerini hoşgördüğü hümanist bir projeye ihtiyaç duyulmaya başlanır. Aksi halde yüzyıllardır özgürlüğün ve ilerlemenin etkenleri olan bilgi ve iletişim 21. yüzyılda savaş nedenleri haline gelebilir.”

Dominique Wolton

Şeytan yarım asırdır televizyonlarda ve daha fazla bir zamandır magazin dergilerinde oturuyor. İletişimin, komplodan yanlış alarma kadar uzanan geniş yelpazesi artık Anka kuşunun tüylerinden yapılmış değil. Batan güneş yeniden doğmayabilir söz dünyasında. Peki ne oluyor? İnsan neden bu kadar şeytana özeniyor?
Evrenin sessizliği, çözülemezliği tanrıya ait bir durumken, renkli hayatlar, şatafat, sarhoşluklar ve hazlar şeytana gönderiliyor sürekli. Öyleyse şeytanın mabedi Yeni Dünya olmalı. Eski Dünya’da savaşlar, açlık ve vebayla gezintiye çıkan şeytan, uzay fethinden önceki son buluş olan sömürgeciliği yaratmıştı. Sonra küçük meşguliyetler: Modernizm ve şimdi iletişim.
En az iki katılımcı kalıncaya kadar iletişim dünyamızı o ebedi savaşa doğru götürecek. İki kişiyle başlamıştı zaten her şey. Ses, görüntü ve yazının orjisine kadar gelip dayandı. Bilginin sınırsız 1/0 deposunun belirsiz tayfları arasında belirsiz ve ufuksuz bir “arama” uğraşı içinde dünyadan artık daha hızlı dönen bir insan başı. Rüyalardan daha hızlı ve fantazmagorik uyanık bilinçler. Bilgi hipnozu her şeyi kavuruyor. Korku, kendi tünelinde yapayalnız, emekliye ayrılmış. Anlık panikler her yerde.
Çok “iletişimsel” bu manzara insanın son cenaze alayı gibi kalabalığı mezarlığın binlerce kapısından birine doğru götürüyor. Bu kapı diğerleriyle ve kadın rahimleriyle aynı “ağ” altında. Ağ, seks yalanları ve montaj skandallarıyla yapış yapış küresel bir örümceğin primat hali. En ilkel arkeolojilerimiz ve dar açılı fütürizmlerimizle bekliyoruz, ta ki bir café camekânında adımızı görünceye dek: Giriş.
Başladığımız noktaya bizi geri getiren, fakat bunu yaşamımız boyunca bilemeyeceğimiz bir döngü mü hayat? Ve bunca kötülük eylemi bu bilinemezlik yüzünden alınan hesapsız intikamlar mı? Tanrı ile şeytanın insan üzerinden konuşması iyiliğin ve kötülüğün diyaloğu üzerine kurulmuş gibi. Emin olamadığımızsa insanın fail olarak yer almadığı bu konuşma ne zaman biteceği.
Bu konuşmadan mesajlar kopup ayrılıyor. Artık sadece alıcının önemli olduğu bir haberleşme alanında üretilmiş. Olabildiğince kısıtlanmış ve indirgenmiş, çünkü artık herkes her şeyin farkında: Özgürlük ve eşitlik için yaratıldığı söylenegelen sosyal, siyasi aygıtların iyilik-kötülük diyaloğunun şövalyesi -ya da ses düzeni- olduğunun... Kutsal ya da lanetli, Söz’ün tükendiğinin ve sonsuz tekrar döngüsüne girdiğinin… Bu döngüde başı dönmeyecek olan insanın ifade burgacının kendisidir. İnsan keşifsiz bir çağa girdiğini anladığında meraka dayalı kimyasını da yitirecektir.
Ne var ki mesajlar bunlar bilinmiyormuş gibi gidip geliyor. Bilmek ve bir şeyler arasındaki halat parçası çoktan kopmuş. Gemi cep telefonlarının sireniyle limandan uzaklaşmış.
Mesajlar başıboş. En tehlikelisi de hiçbir şey taşımıyor, kendilerinden ve sermayenin küreselleşmesinden başka.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder