18 Mayıs 2012 Cuma

Geçmiş Zaman Mağduriyetleri

Mağdurya

Buraya yazarken iki elimden beşi siyasete kaysa da zamanın aritmetiğini kuşanıp "Hannibal ante portas" (Tartışmaya zaman yok savaşalım.) demek yerine "Hora fugit, stat jus" (Zaman geçer, hukuk kalır.) diyorum kendi kendime. Kültürel latin atalarım, coğrafi türk atalarımdan daha önce düşünmeye başlarken bir şeyi gözden kaçırmışlar ki o da coğrafi atalarımca çok sevilen bir eylemdir: Çok yürüyüp az gezmek.
Dolayısıyla topraktan gelen atalarımın az bildiklerini düşünmüşümdür hep. Latin atalarımsa, aynı toprakların bütün topraklar olduğundan hareketle oraya neden geldiğimiz ve durduğumuz konusunda sessizce düşündüler yıllarca. Tartışmayanların savaşa gittikleri, savaşanların ise tartışmadıkları yıllarda da düşünmeyi sürdürdüler. Eminim, bu fikirler çerçevesinin sınırları dışında kalan topraklara birçok toprağa çeşitli isimler verdiler, zamanlarının gereği olarak. Şimdi ben bu kalan topraklara son ismi veriyorum: Mağdurya.

Ya Mağdursun ya onlardan

Toprak senin değilse, onundur. Senin olmayan toprağı vermek istemezsen bütün değerlerini değiştirmek zorunda kalırsın. Ona toprağını geri vermek konusunda ise bütün değerlerini gözden geçirmelisindir o gücü ve kararlılığı kendinde bulmak için. Binlerce yılın ölümü, kaybı ve doğal seleksiyonu üzerinde, onların bıraktıkları topraklarda hem onlardan habersiz hem de yarın ne olacağından kaygısız yaşayabilir misin? Bu açıkyüreklilikle söyle! Kimdensin? Onlardan mısın bizden mi? Hiç değilse bir harita bul ve aynaya bakar gibi bak ona ve gör o ezeli ülkeyi:

MAĞDURYA
Rakım: Fahrenheit 451
Dili: Mağdur Dili ve Edebiyatı
Nüfus: %50 (Mükerrer oylar, sahte ikametgahlar, kömür stokları dahil)
Koordinatlar: Hoca aşağı Hacı yukarı
Yüzölçümü: Yüzsüz
Kişi (%50) başına düşen milli gelir: Sabırtaşı

Türkiye mağrur kalacak!

Çağlar, çanlarla çalıyor. Birisine birşeyler olacak. Benim coğrafyamda kan haritanın ta kendisidir. Yollar gitmez, akar. Yerler, durmaz çağlar. Benim ülkemde yollar serseri ve dilencilerle doludur, sen onlara insan diye bakarsan.
Onlar şu bildiğimiz meşhur kilometre taşlarıdır.
Batı uygarlığı onlara genellikle işaret ya da uyarı levhaları der.



2 yorum:

  1. dünün mağdurları bu günün mağrurları ama iyi pirim yaptığı için hala mağdur edebiyatına devam ediyorlar ve başarılar bunda

    YanıtlaSil
  2. "Tempus fugit, sicut nubes, quasi naves, velut umbra."
    ("Time flies, like clouds, like vessels, like shadows.")
    VIRGIL, GEORGICS (1.c.BC)

    YanıtlaSil