28 Ekim 2016 Cuma

Genç bir yazara öğütler 5


Zamanın var mı?
Ya da zaman kaldı mı...
Birşeyler yapmalı diyerek mi çıkılırdı yola eskiden?

Eskiler, eskiyenlere ait olmamalı sadece genç yazar. Eskiyenler, eskilerin değerini düşürür yoksa. Zamanın varsa geçmişin önemlidir senin için. Yarın için birşeyler yapacak bir saniyen bile yoksa düş geçmişin  yakasından.

Evet bir zaman çizelgesi yapmalı, iyiliğin hatırı için.

İyilik kördür. Zamanca. Hiçbir zaman vakitlice gelmez, arandığında orada değildir.

Tesadüflerin belki daha çok yararı dokunur iyiliğe. İyilik ona bir harita sunulduğunda kör olduğunu unutur ve bakmaya çalışır gideceği yola.

Birisi ona kim olduğunu söylemeli ya da hatırlatmalı: Zaman, verilmiş sözleri olmayanlarla sözlerini unutanlar için lükstür.

Saati unuttuğumda birşeyler okurum zamanı yitirmekten korkmamak için. Satırlarda ararım gerçeğin saatini. Hepsini aynı kavşakta beklerken bulurum: Zaman, vakit, saat, an... Aynı noktada olmaları onların aynı olmaktan korur. Ve bu dört kız kardeş uzaklaşırlar birşeyler okunduğunda.
Okumak senin kavşağın olsun, kayboluşun yerine.

Ozanlardan uzak durma; zaten yaklaşamazsın. Şairleri geç bir kalemde, yoksa hayatın boyunca düşersin. Ve şiiri hep özle, asla yakanı kaptırma ona. Şiir, tanrının bile elinde değil hanidir.

Sana öğüt verenlerden kendini sakın. Öğüt vermediklerinde neler derler onları işit sessizce. En çok susarken birşeyler söyler bu kendini beğenmiş ustalar. Onların sadece ustalıklarını beğenmeye çalış. Boşver kendilerini, bütün kendi ve efendileri.

Sana bir şey sorulduğunda kendi sorularını hatırla: Hani uzun zamandır soramıyordun. Artık soru işaretlerinin kalmadığı bir dünyada nasıl bazı yalanların bile cevapların olabileceğini anlayabileceksin? Bazı sözlerini kapalı söyle, anlaşılmasın; anlaşılmaz olduğunu söylesinler ve hayatlarının kaçınılmaz işlerinden kaçmak için suçlasınlar seni, aldırmadan onlara yeni soruların işaretsiz geleceklerini söyle, uzun süre karanlıkta sınanmayan sözlerin soru olamayacağını da sözlerine ekle.


22 Ekim 2016 Cumartesi

Düşmanımı Arıyorum



İyi çocuk olmaktan bıktım'dır bütün kötü çocukların ilk sözü
Bir savaş var biliyorum ve düşmanımı arıyorum

İyi çocuk, göm sen de tüm dostlarını bir savaş baltası gibi
İçimden çıkacak o biliyorum geri dönmeyecek iyiliğin itmesi

İyi çocuk neredesin, hiç "bir yerde" olmakla beraber göründün mü
Dostlarımdan biliyorum önce hep ararsın ceplerinde hiç olmamış olanı

Matem izni istemek için gittiğim yerde ölümüme rastladım: birkaç kötü sözdü hepsi
Küreği ilk kapanın toprağında gömülüyüm aramayın başka yerde beni

Bir savaş var orada oldum ya da olacağım hiç inanmadım ateşkeslere
Beni bozuk düzenler buraya getirdi, hiç anlamamak'lar sükûneti

Sen o borazanı çalınca kaç asker daha terhis oluyor sanıyorsun
Oysa sıla mektupları bir türlü bitmiyor içine geç kalmak kaçınca beklemenin

"Seni seviyorum ya da öp beni hiç demeden savaşa gitmemeli" yazsın bütün trampetlerin derisinde
Ölüleri toplarken nolur ayırmayın memleketlerine göre ölünce heryerden oluyoruz ya hepimiz

Bu da yazsın hep şehit haberleri ve isimleri yazacak değil ya mermer dikililerde
Bir altyazı diğerini kovalayacak savaş anıtlarının adlarında bile savaş bitmediğinde

Hadi düşmanımı buldum diyelim ya kaybedersem dostlarımı veda bile edemeden
Ekliyorum: ben düşmanımı arıyorum sadece onunla savaşmayacağımı söyledi ağaçlar bunu biliyorum

Nefret askere alınsın öfkeler terhis edilmesin bütün şiddet ve kinler kurşuna dizilsin
Bir el bombası, usulca yaklaşırken verilmiş sözler siperime, bana sadece sorsun o günün ne olduğunu