18 Nisan 2015 Cumartesi

Yazar mısınız? (Genç bir yazara öğütler 4)


Hep sorarlardı ona:
-Yazar mısınız?
-Evet.
-Adınız neydi?..
Hep adını söylerdi o da... Bir gün aklına adını söylemek yerine şu cevabı vermek geldi:
-Madem tanımıyorsunuz neden soruyorsunuz?..
Hiç kimsenin aklına "tanımadığım için soruyorum" demek gelmedi. Sustular genellikle...
Cevap zamanla şu hale geldi:
-Bir yazarı tanımıyorsanız sakın bir de üstüne ona adını sormayın. Onun adı sadece isim değildir, bir imzadır..."

Yazarları kitaplarıyla daha iyi tanırsınız. Amaç da bu değil midir zaten...
Yazarlar kimiz zaman kitaplarının yerine geçmek isterler. Zor zamanlardır. Yaprak kımıldamıyordur. İnsan ve yaşam ağırlaşmıştır. Yazar kitap olduğunu sanır. Gerçeğin kendini hayal sanması gibi...
Kendinden konuşmayı sevmeye başlar yazar.
Karnından konuşur. Konuşmaktan başka hiçbir şey yapamaz.
Onu bütün meslekler ve sanatlar izler. Dünya kurur, nehirler görünmez olur. Dağlar deniz olur. Denizler dağ.

-Yazar mısınız?
-Evet.

***

Bu soru ve cevap mesafesinde olmak çok tehlikelidir.
Güneş ışık ve ısı olmak yerine yakmayı seçmiş gibidir.

Her şey başlamadan bitmiş gibi gelir sana
Bir defterin ya da kağıdın başına oturduğunda

İşte o an uzak dur sessizliğin sana söylediklerinden
Söylemediklerini ara bul ve nefes almaya devam et yeniden

***

Bu kısa metin çeşitlerinden sonra sona geliyoruz usul usul sevgili genç yazar.
Sana bir şey söylediğimi aktardığımı hiçbir zaman söylemedim. Düşünmedim bile. Bu yüzden veda etmek çok zor.
Daha çok yalnız kalacaksan üzülmem buna. Bu nedenle konuşmadım seninle. Rüzgarın kayaya fısıldadığını düşünürüz, oysa aşındırmıştır onu ve mineral tozlarını başka kıtalara taşır rüzgar, belki budur bütün işi... Değerli olanı buluncaya kadar esmek ve gitmek gitmek...
Hiçbir şeyden asla emin olamayacaksın. Hiçbir şeyi tam olarak bilemeyeceksin ve kötüsü bunları anlamaya çalışanlarla dolacak çevren, her adımında çoğalacak yeniden ve yeniden; sana soracaklar; sorularını unutup aynı soruları yenden soracaklar; cevaplarını asla hatırlamayacaklar ve sen hep bir şeyler yapmak zorundasın. Rüzgar esmeye devam ediyor. Bedenini mi korumalısın yoksa parçalarını mı dağıtmalı bütün dünyanın kıyılarına... Bir çocuğun gözlerinin içine kum olarak mı girmelisin, ki güneşten korunsun gözleri yoksa o küçük bulutu güneşin kavurduğu eski bir köyün ihtiyarlarını serinletmek için mi sonsuza dek kovalamalı mısın?
Bilmiyorum.
Hiç bilmiyorum.
Hepsini unuttum ve seni de.

Adınız neydi?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder