23 Kasım 2011 Çarşamba

Dünyanın En Eski Tehdidi: Zenginlik


Yoksulların kaleleri olmaz, onların küçük evleri vardır, çünkü annelerini hatırlarlar, büyükannelerini ya da onları büyüten bir teyzeyi. Kalenin surları vardır, hafızası yoktur.

JOHN BERGER

Ekonomi hocamız yılın ilk dersine şöyle başlamıştı:
“Öğrencilerim, birazdan size on dakika içinde ilk iktisat dersini vereceğim. Bu on dakika yeterli olacak. Geri kalan zamanda yani bütün bir yıl boyunca zenginlerin yazdırdığı müfredatı okuyacağız.”
“Arkadaşlarım. İktisat üçe ayrılır: Ticaret, siyaset, savaş. Bir milyon dolara kadar para kazanmak isteyenler ticaret, bir milyar dolara kadar para kazanmak isteyenler siyaset, daha çok kazanmak isteyenlerse savaş yaparlar.”
Sınıftaki sessizlik yıl sonuna kadar sürmüştü. Diyebilirim ki ders yapıldığı halde, bütün dersler içinde o yıl en sessiz geçen iktisat dersimiz oldu.
***
İlk sömestrenin sonlarına doğru, gıpta ile baktığımız ve hep başka bir anekdot, bir kıssadan hisse beklediğimiz hocamızdan büyük bir cesaret örneği olarak bize iktisat hakkında müfredat dışı bir şeyler daha anlatmasını istedik.
“Para cinayet gibidir öğrencilerim,” diyerek söze başladığında çalan teneffüs sesini duymadık bile. “Para dünyanın herhangi bir noktasında toplandığında ortada artık üç sorun vardır: Bir, paylaşım; yani Suç. İki, faiz; yani katil. Üç, borç; yani maktul. Bu üç soruna neden olan paranın kendisi asla işe bulaşmaz. Gerçek suç ve katil odur. Dünya üzerindeki her türlü sermaye ve cinayette asıl katil bu cinayetten en çok çıkarı olan, yani en çok parası olandır.”
***
Yaz gelmişti artık. Yılı bitirmenin ve tatilin yakınlaşmasının verdiği neşeyle kâğıt uçak uçurmak dışında her türlü zıpırlık içindeyken hocamızın dönem başlarını beklemeden emekli olduğunu öğrendik. Doğrusu çok üzülmüştük. Hocamızın okuldan ayrılmadan son bir kez veda konuşması yapacağını tahmin ediyorduk. Çok geçmeden beklediğimiz veda gerçekleşti. Yerini bir başkasına devrettikten sonra okuldan ayrıldığı gün yarım dersliğine de olsa bizlerle konuşmak için derse girmesi bizi çok mutlu etmişti. Bu sürenin yarısı sessizlikle geçiyordu neredeyse. O ünlü hisse’lerinden anlatmasını beklerken tek tek hepimizi tahtaya kaldırıp gelecekte neler yapacağımızı soruyordu. Fakat kaçınılmaz son konuşma da yaklaşıyordu. Bu konuşma için daha az vakit ayırmak ve bir an önce gitmek istercesine tahtaya kaldırdığı öğrencileri lafa tutuyor, sözü uzattıkça uzatıyordu.
Veda konuşmasının içinde akademi hayatının en vurucu anekdotunun saklı olduğundan adımız gibi emindik ve heyecanla bu anı bekliyorduk. Tam bu sırada kapı çaldı ve içeri giren bir başka hoca, hocamızı tebrik etmek için geldiğini söylerken ağzı kulaklarına vararak “A Holding finans danışmanlığı olan yeni görevinde” başarılar dilemeyi de eklemeyi unutmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder