neanderthal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neanderthal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Temmuz 2019 Perşembe
12 Eylül'de Aslında Neler Oldu?
Ve bir sabah uyanamadım
12 Eylül'ü o gün olmaktan çıkarmanız için ona 40 kere adını söylemenize bile gerek yok. 12 Eylül 1980'de ve sonrasında olanlar, o güne kadar olanları eğer 11 Eylül olarak adlandıracak olursak, ortaya şöyle bir denklemin çıkmasını sağladı:
11 Eylül + X = 12 Eylül.
Yaralarınızdan ve süren acılarınız üzerinden tarihe bakarsanız eğer (X), şimdiki zaman bile geçmez. Tarihe bakmadan tarihi konuşmak da o yara ve acıların sesinden başka bir şey olmaz.
Ya biz ne yapmak istiyoruz? Devam etmek mi yoksa kazdığımız çukuru isimsiz ıssız bir mezar yapmak için oraya devrilmek mi?
Ölümümüzden kazma ve küreği suçlayamayız. Ama 11 Eylül de kazma ve kürek değildir. Mezarcıyı 30 sene sonra müebbet hapse mahkum etmek ve hapse atmakla cinayetin suçlusunu yargılamış olmayız. Mezarcılar mezarlıktaki ölülerden sorumludur, onların başına gelen ölümlerden değil.
Bu bir faili meçhul faizi meşru bir darbedir
Müntehirin katili kimdir? İntihar eden kişinin ölümünün sorumlusunu tayin edebilir miyiz?
İntiharın sebeplerini araştırmak, onları saymak dökmek ve kişisel ölümü tamamen dışlamak, o dramı kullanmaktan öte bir şey değildir.
12 Eylül'de bütün Türkiye intiharın eşiğindeydi. Kurumlar toplumlar toplu olarak intihar etmek yerine iflas ederler, yani işlev bozukluklarının gereği olarak artık çalışmazlar, işlemeyi bırakırlar.
Kazayı, doğal felaketi yargılamak hiç ortada yokken o kaza ve felaketlerin gizli faili ve iştirakçisi konumuna sokar. Bir suçu işleyenle, olmayan bir suçu yargılayan arasındaki fark adaletin hangi karanlık yöresine götürür ki bizi?
12 Eylül'ü benzerlerinden ayıran tek şey travma yerine hastalığa dönüşmesiydi, içimizdeki durdurma eyleminin. Olacakları önceden göremezsiniz, olacaklara yenilirsiniz. Ve olacak olan, sizin kaderiniz olur. Tek sorun doğru yapmak değil doğru görmektir. Eylem ile bakış birbirini tamamlar, birbirinin yerine geçmez.
11 Eylül'de hepimiz neredeydik?
Şimdi neredeysek oradaydık. İçimizdeki bu durdurma hastalığı korkularımızla yüzleşemedi bir türlü.
Tarih devamlı olarak sorguluyor bizi. Dersten çok dershaneyi andıran tarih baba, müfredat yerine vicdanımızı, olayların akışı yerine tercihlerimizi kullanıyor.
11 Eylül'de hepimiz 12 Eylül'e bakarken bir şey yaptığımızı ya da yapmadığımızı sandık. Oysa ortada eylem falan yoktu. Eylemsizliğin devrimi başımızı döndürmüştü. Bu başdönmesine karşı koyanlar da aynı dönme dolaptaydı, atlı karıncadaydı. Lunapark görevlileri, başka bir parka gitmişlerdi ve alabildiğince başıboştuk.
Görevliler gittikleri yerden dönmediler ve tarihimizde ilk kez yalnız bırakıldık. Kurucu atalarımızın hayaletleri de dönmediler gittikleri yerden. Tarihin hızına ve başdönmelerimize yenilmişlerdi belki ya da son treni kaçırmışlardı. Ne var ki uzaktan uzağa gülümseyerek, tek başımıza kalışımızın büyümemize delalet ettiğinin farkında, el sallıyorlardı.
X
Yolcu yolunda gerek.
Etiketler:
Fahrenheit 451,
insan,
kötülük,
neanderthal,
özgürlük,
sadizm,
savaş sanatı,
seçimler,
siyaset,
tarih,
toplum,
Türkiye,
yalan,
yalnızlık,
yarın,
yoksulluk,
zorba
11 Ekim 2018 Perşembe
Homo Sapiens'in Kulakları
Gürültü, sanıyorum ki homo sapiens ile neanderthal'i ayıran en büyük farklardan birisiydi.
Ta en başa gidersek denizlerden karaya canlıların tanık olduğu ilk gürültü de gökgürültüsüydü, kıyılardan uzaklaştıktan itibaren. Su ortamında sesin iletim özellikleri karada farklılaştığından, bu değişme, sonraki evrim içinde yeni kulaklara ya da kulaklara neden oldu, ki bu sayede canlılar hayatta kalma becerilerini yeni bir duyuyla dünyaya uyuma yöneldi.
Duyuların sonuçlandığı yüzbinli yıllar diliminin içinde yaşarken gürültü bizi adeta sınıyor. Şehir (site) hayatının belki de ilk başlarda dikkate almadığı bir konu. Hele ki insani kapitalden pay almaya soyunan dinlerin de mabedleri şehrin merkezlerine yerleştirmesi, orada egemenliklerini pekiştirmek için adeta kaçınılmaz bir tutumdu. Din aygıtının insan yaşamında çıkardığı seslerin zaman içinde gürültüye dönüşmesine sanırım en çok Ortadoğu kökenli son tektanrılı dinde rastlıyoruz.
Neden?
Bir kere bu son olduğu söylenen dinin mabed biçimi, kutsal ziyaretlerden çok günde en az beş kez ziyaret edilen bir alışveriş merkezine çok uygun "yaradılış"ta. Tektanrılı dinler hegemonyası, insanın kültürel evrimi ve değişimlerinin tarihi içinde kesin veriler ve sonuçlara ulaşamayacağımız kadar "genç" henüz. Ve son tektanrılı dinin gerek periyodik kutsal hac ritüelleri gerekse günlük tapınma programı en az diğer tektanrılı dinler kadar mabedi gerektiriyor. Mabedlerdeki tinsellik yoğunlaşmasının dışında oraya atfedilen özel önem acaba neyi simgeliyor tam olarak? Kozmik bir kanal mı mabedleri daha özel kılıyor, diğer dünyevi mekanlara nazaran? Ya da uhrevi bir meridyen mi geçiyor onları boylamasına yararak? Hele ki son tektanrılı dinin toplaşmacı, kalabalıkçı ve sıklıkçı bu telaşı, acelesi neden?
Bir insan ömrünü aşmayan zihinsel düşünüşlerin kutsal kitapları düzenlediğini açıkça fark edebiliyoruz, burası açık. Bir kötü niyet, bozuk bir zihniyet aramıyoruz burada. Tam tersine anlama çabası bizimki... Ve teşhis getirmede ısrarcıyız sadece. Tam olarak anlamak için. Neden onca kutsal kelam ve ritüel bu dünyayı, hayatı ve evreni tanımayı-anlamayı-öğrenmeyi çeşitli buyruk, buyrukçu ve birçok dünyevi iktidar odağıyla bulandırıyor? Mutlak bilgiyle kurulan doğaüstü atıf çabalarından ziyade neden dinler ve diğer inanç kutuplaşmaları bilginin kendisini muhatap almıyor ve araya onca coğrafi, tarihsel, sosyal ve tarihsel aracılar sokuşturuyor. Ve kutsal bilgiyi, metafiziği mutlaklaştırma çelişkisinde hepsi birden koro halinde bütün dinler.
Bilgi zincirleri ve ağlarının inceldiği zayıfladığı her koordinatta bir mabed kurulmuş adeta; her delik daha büyük bir kara delikle örtülmeye çalışılmış gibi... Yoksa... yoksa dinsel düşünüş, yargı ve uygulamalar pratik aklın görünürdeki en temiz hizmetkarları mı?
Etiketler:
din,
evrim,
gürültü,
hegemonya,
homo sapiens,
kulaklar,
neanderthal,
ses
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
