televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2019 Perşembe

İyi birisi olmak için Kötülük yapmak gerekir


İyi birisi olmak kaç yıl sürer?

Hayatım boyunca iyi birisi olmaya daha ne kadar devam edebileceğimi hiç kendime sormadım. Yapmayı her an bırakabileceğim bir şey olduğundan değil, sadece aklıma gelmedi hiç. Tıpkı nefes alıp almadığımı kendime sormayı akıl etmeye alışkın olmadığım gibi.

İyi biri olmak, iyilikler daha çok kötülüğün bir oyunu gibi geliyor bana şimdilerde... Bu ideali iyilere veren kim diye soracak olursanız bence kötüler ve kötülükler, derdim bu oyunun farkına varmadan önce. Peki şimdi bu aldatılmış halimle ne yapacağım diye düşünürken aklıma ne geliyor biliyor musun ey kötülük? Senin oyununu görüyor, bunu sana söylüyor ve oyuna devam ediyorum. Bence sen ışık ya da karanlıksın ve ben karanlık ya da ışığım. Hangisi olduğumuz önemli değil, çünkü dünyamızda her ikisinden de neredeyse eşit şekilde bulunuyor. Önemli olan ne zaman ışık ve karanlık olduğumuz değil mi? Evrendeki bu ışık-karanlık, enerji-kara delik, madde-kara madde, büyük patlama-büyüme oyunlarından şimdilik en büyük kozmik yaratılış olan insan bedeni ve ruhu ortaya çıkmadı mı sonuç olarak? Işık karanlığa rağmen karanlık için de oluşmuş olabilir; karanlık da ışık için... Birbirlerine karşı olmaları da tamamen kendileri olmalarıyla ilgili bir farktan kaynaklanıyor sadece...

Döne döne

Söylenmemiş sözleri söylemeyi çok severiz. Bunun adı ilk çağlarda şiirdi ve sadece ne olduğunun bilinmemesi ve sanatın oradan ortaya çıkmaması dışında her faaliyet yerine getiriliyordu şiir söylenirken. Ben daha çok şiirin insanın hafıza etkinliğini artırıcı bir tedbir olduğunu düşünürken (ışık) bunun da zamanla estetik olarak dahil olduğu yarışmaların sonucunda sanata ulaşıldığını ve insani meselelerin de katılmasıyla ilk söz olan şiirin kutsal kitapların icadına giden yolda (karanlık) varlığını geliştirdiğine de inanmak istiyorum. İyilik ya da kötülük dönerek değişerek birbirleriyle dans, savaş ve sohbet ederken birbirleri de oluyorlar ve bizim de belki filozofları daha az ve bilgeleri daha çok dinlememiz gerekiyor bu devirlerde, ama unutmayalım ki musibetin nasihat olduğu zamanlarda siyasi görünümlerini örtebilen bilgeliklerden de az çekmedi bu insan milleti...

Elementler

Bütün bu yazdıklarımın ardından elementler tablosuna girecek olursam bu yazı sanırım bitmeyecek ve diğer yüzlercesi gibi taslaklar klasöründe sonsuz bekleyişini tekrar edecek döne döne. Bir yazıyı bitiremezsem kötülük yaptığımı düşünmeye eğilimli olan zihnim bir yazıyı bitirdiğimde ve yayınladığımda ise bu kez anlamsız bir korkuya kapılıyor. Biten yazının okuyan herkes ve her şeyle başlayan açık macerasının da belki de bir kültür elementleri tablosunda yeri vardır. Bu sanrıdan hareketle kısa süre önce sona eren yabancı bir diziden yazı başlığını değiştirmek istemediğim için kısaca bahis açmak istiyorum. Özgün adı Breaking Bad olan bu dizinin, baş oyuncusunun ve konusunun kimya olması sebebiyle BrBa (Baryum-Brom) diye adlandıracağımız pilot adı bana İyilikKötülük karmaşasını veriyor özetle. Baryum: İyilik. Brom: Kötülük.
Dünya döngüsünün ve dengesinin elementlerini bulmuş mu olduk şimdi? Malumun keşfinden öteye gitmez böyle bir uğraş elbette. Belki sadece diziyi izleyenlerin, yazının başlığıyla içine dalacakları bu okuma asla bir tuzak değil; üstelik kişisel sayıklamalarımı, absürd hezeyanlarımı kimseye zorla okutmak gibi bir niyetim de hiç zaman olmadı. Ben belki sadece Breaking Bad demek istiyorum onu benim gibi tamamen izlemiş olanlara. Belki de bazı işler yalnızca onların adını söylememiz ve malumu anmamız için o şekilde yapılmıştır. Kullandığınız yöntem ya da zanaatın bir meseleyi yapıldığı ürün ya da eserle yekpare olarak anlatma yeteneği yoksa bu kötü bir şey değildir: O mesele elbette o ürün ya da eser üzerinden sorunun kullanıcıya aktarımıyla değinilmeye başlanmış ve çözümünü yeni ilgiliden bekler olabilir. Breaking Bad gibi eserlerin özelliği ise meseleyi Br ve Ba gibi iki element arasında yaşanmış kılmalarıdır.
Son kez söylüyorum anlayana: Breaking Bad.


2 Şubat 2013 Cumartesi

İnternette Hayatta Kalma Kılavuzu


Yeni buzul çağı ekranlardan mı gelecek?

Aynaya bakarken bazen ağlamak istiyorum. Bir kuşağın insanı  bu kadar da yalnız bırakılmaz ki, tarih ve felsefe tarafından. Yaşıtların dışında, ebeveyn ve yetişkin kuşakların tanık olmadığı olay ve olgularla yüklü bulunduğumuz bu muhteşem yalnız çağı ilk kez biz mi yaşıyoruz bu kadar yalnızcasına böyle?
Hepsi çok hızlı geçti. 1789. 1917. 1939. 1945. 1984. 1995. Ve 2009: Facebook yükseliş yılı. Daha geriye gittiğimizde sürekli medya araçlarının çağı ve insanları değiştirdiğini görüyoruz, gelgelelim 2009'dan bu yana bir program bu işi yapıyor tek başına, zira hala interneti hayatımızda koyacak yer bulamadık, belki de gereğinden fazla, fazladan fazla yayının içinde (online) olduğumuzdan bu böyle. Olguların değişimini haber vermeye bırakın onların değiştiklerini sonradan anlamaya yetecek kadar bile zamanımız yok.
O halde kendi zamanımızla ne yapıyoruz? Belki artık daha az açıklayarak, anlam arayarak, bulmaya çalışarak yaşıyoruz. Konvansiyonel araçlı dünyanın arama-bulma, öğrenme-anlama vs gibi ikili alışkanlıklarının yerini tekliler aldı. Sadece arıyoruz ve anlıyoruz. Arama ve öğrenme çabaları rafa kalktı. Sonrakiler kullansın diye mi tam emin değilim, ama bazen dünyanın olası kıyametlerine dayalı post-apokaliptik filmler, diziler izleyince gelecek tasarımımızın hiç de "ilerici-gelişmeci" çizgide olmayacağına dair fikirler ön sıraları alıyor kafamda.
Yoksa yeni buz çağı gökten değil de ekranlardan mı gelecek?

İnternette nasıl hayatta kalınır?

Cevaplar kesinlikle tek başlarına aşağıdakiler değil, ama şurası kesin ki internetteki kara deliklerimiz, kümeslerimiz ve kimliklerimiz aşağıdakiler üzerinden dönüyor.

Sosyal Medya, Kişisel Web Sitesi, E-mail, Üyelik, Tarayıcılar, Programlar, Tasarım-Grafik, Alışveriş, E-Ticaret
İnternette hayatta kalmanın emin yollarından birisi kesinlikle çok korkmak. Karşımdaki sadece bir ekran demeyin, karşınızda şimdiye kadar hiçbir şey yoktu, bunu da düşünmek lazım. Üstelik şimdiye kadar asla yan yana gelmemiş ve bilhassa ayrı tutularak totalitarize edilmiş birçok kavram, kural, istek ve eğilim aynı ekranda. Üzerinde binlerce düğmesi bulunan  büyük bir düğmeye bakıyorsunuz şu an.

Düğmelere aynı anda basabilir misin?


Sosyal Medya: Daha medyaları anlamadan kendinizi sosyal medya sorumluluklarının içinde bulmuş olabilirsiniz. Bu durumda yapacağınız tek şey ekran önünde ciddiye almayı ciddiye almamak. Ciddiyet bir sınırdır. O sınıra kadar ironi, vesvese ve şüphe yok, karar vardır, ama kararlar seçenek değil, uygulama seçenekleri çokluğunda dağılırlar.

Kişisel Web Sitesi: Çoğumuza göre artık hayatımızda yer yok. Bence en azından internette ve hayatta doğru bilgilerle kalmak için en uygun referans kaynağı. Yıllık yenilemesi 5 Dolar'dan başlasa da. Doğru adam olmak için o kadar masraflara yol açıp okullar okuduk veya kendi yollarımızı dokuduk, doğru kalmak için de az çaba lütfen...

E-mail: İlk icatlardan da olsa resmiyetten yavaşlık arayışına kadar bir şapka gibi insan iletişim bedeninin temel ihtiyacı. İmza koymaya her zaman ihtiyaç var, imzanızın size nasıl yarayacağını söyleyenlere kulak tıkamak kaydıyla...

Üyelik: Üye olduktan sonra başınıza gelenlerden anlayabilirsiniz ancak üyeliğin ne olduğunu... Ayrıca istatistiklere göre 3 ya da 4 üyelikten sonraki üyelik bilgilerinizi mutlaka kaydetmeniz gerekir, unutma tehlikesi var.

Tarayıcılar: Kaçımız hayalet, fake, nick ve çakma profillerdeyiz öyle değil mi? Artık ahlaki bile sayılmıyor, bütün paralel kimlikler eğlence sektörüne dahil edildi... O bakımdan en az 3 tarayıcı program (Google Chrome, Mozilla Firefox, Internet Explorer vs) kullanmak Sanal-lah'ın emri...

Programlar: Yenisi daha kurulmadan benzeri ya da üstünü çıkıyor. Ne istediğini bilen kişiler arama motorlarına kesinlikle isteklerini açıkça yazabilmeliler ve forumlar en büyük kurtarıcı hangi programa ihtiyacınız olduğu konusunda.

Tasarım-Grafik: İşlevcilerle boyutçuların bir türlü yenişemediği bir alandır tasarım. İnternet tasarım size benzer. Ne istersiniz o vardır. İstemekten değil aramamaktan korkun...

Alışveriş: Birşeyler aldığınızı düşünürsünüz. Malların ihtiyaçlardan az olduğu dönemlerde ihtiyaçlarımızı, eksiklerimizi iyi bilirdik. Şimdi sayısı artan mallar ihtiyaçları belirliyor. Kasa yanı, yani son dakika mağaza satışlarını yüzde % 8-10 olduğunuzu biliyor musunuz? Süpermarketler gibi internette alşverişe de zihnen tok girmenizde her zaman fayda var yoksa at eyerinden posta uçağı sırığına kadar (PO2) her şeyi alabildiğinizi aldıktan sonra fark edebilirsiniz.

E-Ticaret: Elektronik ticaret a-ticareti yani analog ticareti ne zaman geçecek -perakende için konuşuyoruz sadece- bilemeyiz. Bizce geçemeze benziyor, dünyanın ayın etrafında dönmeye başlaması ve ayın karanlık yüzünün yüzümüz olması gibi bir şey bu, ama olursa dediğimiz sonuçlarla olur zaten. İnternette kullanılan en iyi deyiş "internette birşeyler satmak" olduğuna göre niyeti bozuk bu adamların, aman dikkat diyerek İnternette Hayatta Kalma Kılavuzu'na başlıyoruz.