5 Haziran 2013 Çarşamba

KİM BUNLAR


Önce cisimlerini yerleştirdiler bazı isimleri kullanarak. İsimlerinin cisimleri bile yoktu. Ortalığa çıkamayacak kadar cahil ve korkaktılar.
Sonra ortada kimse kalmayınca hamamböcekleri gibi ortaya çıktılar. Başkanından kıçkanına kadar artık sadece onlar vardı.
Zemin beyaz ve temizdi. Ayaklarını silmeden onu da değiştirdiler.
Başkalarının kanıyla, özgürlüğüyle, haklarıyla yıkanıyorlar şimdi.
Utanmadan. Hiçbir şeyi hak etmeden. Her şeyi yıkmış, talan etmiş olmanın sarhoşluğunun alacakaranlığında hiçbir şey yapamamanın, beceriksiz, eksik ve yeteneksiz olmanın ezikliğiyle.

***

Memleketin bütün bayağı adamları bir araya geldi ve aynı anda konuşmaya başladılar.
Kendi aralarında kendi eksikliklerinin kural olacağı günleri, kötü yüzlerinin kral olacağı günlerden konuştular.

Kenarken merkez olmaktan konuştular. Çemberken, daire... Kul iken tanrı ve hiç iken her şey.
Görgü vardı. Ölçü vardı ve ayar. Hiza, istikamet ve duruş.
Bütün haritalar, kılavuz rehberler ve yasalar çalındı. Bütün koruyuculardan korundular, koyucu oldular.
Kuzey kriter, güney bayağılık; beyaz görgü ve siyah görgüsüzlük.... Memleketi kutuplaştırırken kutupları değiştirdiler.
Sakladılar bütün pusulaları. Diplomalar, ancak onlar satın aldıkları zaman kimlik belgesi oldu ve kimlikler de onlara çalışmadıkları zaman sadece mahkemelerde sorulduğunda okunabildi. İçlerinden birisinin bile memleketini, ailesini, okulunu bilmedik. Her yerdendiler ve hiçbir şeydiler.
Cevaplarından hoşlanmadıkları soruları kaldırdılar ve sadece istedikleri cevapları sorusuz ortaya koydular.

***

Kimse bilmiyor kim bunlar.
En başta kendileri.
Kim olduklarının sorulmasını yasakladılar. Kim olduklarını unuttular.
Ve hepimiz biliyoruz ki tarih onların çöplüğü bile değil artık.
Yoklar.

Bunlar "siz" değil.
Bunlar "onlar" bile olamazlar.
Bunlara 1923'ten beri biz dedik bizden bildik.
Meğer hep sızlanmışlar, siz'lenmişler. Kahır ağrısı gibi bilenmişler.

Bir şiir. Beş ay hapis ve 9 yıllık zulüm.
Hani eşitti azapla gazap? Hani kolun, gözün ayarı vardı?
Hiç ilgisi yok.
Bütün bunlar hep tuzaktı.

Bunları bilmedik, seslerini duymadık, gölgelerini görmedik.
Ve memleketim çok gördü kirlinin, adinin, çürüğün yalpasını.
Ve bir gün çıkaracağız emin olsunlar, kuşku duymasınlar
Kırar gibi yapıp arkamıza sakladığımız hak sopasını...

21.08.2011

2 Haziran 2013 Pazar

Ağaç Etkisi: Bir ağaç isterse orman olabilir


Uzayan Mayıs

Bu mayıs ayı son derece ilginçti. Daha nisandan birçok hazırlıklar yapmıştık. Ne zamandır bitirmeyi tasarladığımız 1968 DEVRİM PLAJI kitabının iyiden iyiye mayıs sonlarına sarkması çileden çıkarıyordu. Fakat hep o kitabı erteliyorduk. 29 Mayıs'ta basıma giden kitabın kargo ihmaline uğrayıp elimize ulaşması 1 Haziran'ı yani bugünü bulunca dün ve bugün kafamızda adeta birleşti ve 48 saatlik bir 31 Mayıs'ımız oldu. Mayıs'ın hiç bitmemesi tek dileğimiz...

Ağaç Etkisi

Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Edward N. Lorenz'in çalışmalarından biri olan Kaos Teorisi ile ilgilidir. Daha sonralarda hava durumuyla ile ilgili verdiği şu örnek ile ünlenmiştir. "Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir."
Hepimizin yakından bildiği duyduğu bu tanımlar, bazıları için planlı bir etkiden ibaret. Ne var ki ağaç imgesi, 31 Mayıs - 2 Haziran günleri arasında kalan zaman ülkede olup bitenlere daha çok uyuyor. Köklerinden utanmaya zorlanan bir dünya görüşünün bu ezilmeyi özgürlük talebiyle aşmak istemesi, her otoriteyi rahatsız edecektir.

Özgürlüğün azı zarar

Yetmedi, yetmiyor, yetmeyecek.
Türkiye insan hakları ve özgürlükler bakımından gelişime açık bir ülke ve bu duyarlılık otoriteseverler tarafından her zaman sömürülegeldi. Hiç kimse tutucu ya da özgürlükçü olduğu için susturulamaz; yaşam ve ölüm hakkı kadar kutsal olan bir insani değer de, insanın yaşam denen mucizeye aldığını geri verme yükümlülüğüdür. Bunu da ancak özgür olarak ve kalarak yapabilir. Kalan ise az özgürlüktür yani yaşamın her şeyinden az yararlanmadır ki bu da akla ve her şeye zarardır. Özgür olmayan bir insandan, insan olmak dışında her şey beklenebilir. Tutsak ve mecbur bir insan her şeyi yapabilir. Eylemlerinin sorumluluğundan da özgür kalarak kurtulabilir.