30 Kasım 2011 Çarşamba

geçen yaz




geçen yaz



bana göre

biri gibi olmak, hiç olmamaktır
yazın sıcağı altında kıyıları anlamak istiyorum
birine yaklaştığım sırada kıyı uzuyor
buzdan giysiler içinde soğuyorum, deniz yükseliyor


ona göre

zaman zaman aynada yükselmek gerekir, ki anlayabilelim kıyılar bir ayna tutmuş mu geçen ayak izlerine; yoksa sorusuz kalırdık ve ne kötü olurdu bir düşünsene; bir şehre giriyorsun, şehri at üstünde görüyorsun, çünkü bir şehre şehir üslubuyla girmek hiç girmemektir


bana göre

geçen yaz, bana göre kayıp bir zamandır
orada benden hiçbir şey bulamıyorsam şimdi
neden kaybedeyim elimdekileri, neden yaşadığımı anlıyorsam bugün
söyle bana nasıl yardım etmeli yazın ortasında bana güneş
gibi görünene

ona göre

mimari, heykel, takılar, seramik, cam işleri, çok sayıda sikke, madeni eşyalar


bana göre

uygarlık, müze koleksiyonu, uzun bir egemenlik dönemi,
arkaiğin mimarisi, geç kalmış oryantalizan
o kadar çok şey sayabilirim ki
çünkü senin hakkında konuşurken saymanın çok kolay bir yönteminden yararlanıyorum
bir müzede söylüyorsun bunları ama başlangıcı görmüyorsun
sadece toprak işgalidir ölünce gömülmek


ona göre

yakılmayı isterdin demek, ki sözlerinden bu çıkıyor ama bir kemik mezarında aramak istemezdim senin izlerini, sanırım ikna etmeliyim sendeki ölü gömülmek istemeyen bedeni


bana göre

geçen yaz bende bir şey eksikti
onu arıyorum bulunca döneceğim yerime ama kuşkuluyum
elimdeki zaman yeterli mi
sunulan programa göre bana vakit kalmıyor
bir saniye daha kazanmak için çocukluğumu verirdim
büyürken birçok çocukluğum oldu bu yüzden
cömertliğim karşısında bana bir çocukluk kalacağına eminim


ona göre

yazık ki çok harf, çok kelime toplamda çok söz etmiyor, zaten biliyoruz hanidir çok sözün de bir şey etmediğini; bak, gelip geçenler o kadar çok söz söylemişler ki, onlardan geriye, her kelimenin yararsızca yağma edildiğini görmenin sızısından başka bir şey kalmamış;
buna alışmalısın...


bana göre

geçen yaz şunu öğrettin bana:
elimdeki sözlük hiçbir şey öğretmiyor
bütün kitapların dönüp dolaştığı bir kitap
bütün kitaplıkların içine aldığı bir haz ürünü
bense bir taş parçasıyım; bunu nasıl anlatabilirim dilsiz sayfalara
o sayfalarda, kötüsü, bildiğim kelimeler bildiğim kelimelerle açıklanmış.

10 Temmuz 1998, İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder