17 Şubat 2009 Salı

Yanlış Anlaşılan Yolculuk

Michel Henricot : Voyageur V (1998)



Zamanımızın gezginleri adına aşılırken yeniden hesaplanması gereken üç kavram daha var artık: Yön, mesafe ve zaman.
Yönün önceden belirlenmesi, mesafenin yeniden ölçülmesi (zihinsel bir topografyayla) ve zamanın yeniden tutulması (yazının saatiyle) edimlerinde zamanımız gezgininin daha rahat ve işinin daha kolay olduğu söylenebilir.
Jiroskobun uydu merkezli yön saptama cihazlarına dönüşmesi, insan eli taşıma gücünün sınırına kadar gidebilen metre kalıplarına lazerli ve küresel mesafe ölçme aygıtlarının yerleşmesi dünyanın geometrik anlamda küçülmesini sağlıyor.
Zamanın bütün dipnotlarını zorlayan zaman felsefelerinin günümüzde yüzeyde de belli bir sabitliğe erişmesi dünyanın zihinsel anlamda da küçülmesine yardımcı oluyor.
Kısalan gezi yolları yüzünden "yolculuk" kavramı eski anlamını yitiriyor. Gezi sayıları azaldıkça yolculuk kavramı daha da küçülüyor; küçüldükçe "okunmaz" oluyor. Yolculuklar bitince başlayan yolculuk yazıları da felsefi ayrıntılarda yaşama kalıbını seçiyor.
Yol'un, yön'ün ve zaman'ın fazladan mesafe tüketme ve zaman kaybının insani korkulara özgü estetiği yokolmak üzere. Çağdaş yolculuklarımızın düşüncelere, içsel dünyalara ve hayal gücüne yöneldiği bir zamanda gezi ve geçişte karşımıza çıkan pencerenin içinden yeni bir pencere çıktığına tanık oluyoruz.
Zamanımızın gezgini artık kozmik kuşkular ve ilgiler ışığında, berisinde yolcu ve koltuk barındırmayan bir pencerenin önünden, yön, mesafe ve zamanca ortaya çıkan bir estetik kaybının temsilcisidir.
Zamanımızın gezgini yönce daralmayı, mesafece kapanmayı ve zamanca eksilmeyi temsil ederken yön gerçekte değişmemekte (çünkü keşif ve fetih bilgileri korkunç bir biçimde tekrara uğramaktadır), mesafe açılmamakta ve zaman durmamaktadır.
Keşiflerin, fetihlerin, turların ve tıkanan ânın tekrarlı tükenişi, yönü, mesafeyi ve zamanı içe döndürmektedir. İçsel zamanda yapılan yolculuklarda yeni yön mutlak olarak eski yönlerin derinliğini ve yeni mesafelerin üzerinden yeniden uçuşu zorunlu kılacaktır.
Zamanımızın gezgini kaçınılmaz tekrar yolculuklarına çıkarken yanında yön, mesafe ve zaman araçları olarak artık ne götürmektedir? Yeryüzünün her yerinde inanılmaz bir biçimde eşzamanlı olarak eski ve yeni dünyaların mesafece çok yatkın bir komşulukta ve bunun da ötesinde iç içe yaşamalarını zamanımızın gezgini nasıl açıklamalıdır?
"Zamanımızın gezgininin nasıl biri olmalıdır?" cümlesinden kaçınmak ve onu bu sorulardan kurtarmak için gerçekten gerekli odaklamanın merkezine zamanımızın yolculuğunu almak gerekmektedir.
Zamanımız yolculuklarının güzergâhı artık çıkışgidişdönüş ekseninde değil sadece dönüş ekonomisinde gerçekleşmektedir. 1492'deki son fetihle ve yeni dünya tohumlarının atılmasıyla birlikte yeryüzündeki çıkış-gidiş düzeni bir tekrar eksenine oturmuştur. Hindistan'a ulaşma inancının temelinde bir yön kaybı yatmaktadır. Hindistan yönünün kaybedilmesi tuhaf bir şekilde yeryüzünün tam anlamıyla fethedilmesine yol açmıştır.
15. yüzyılda yeryüzüne egemen olan rastlantı ve yanlış anlama düzeni çağımızda hâlâ sürmektedir. Tek bir farkla: Rastlantıların hızı ve yönü değişmiş, dış dünya zihinselliğe ulaşmış, düşler dış dünyanın kurgusunu kurtarır olmuştur.

Yolculuğun Zihinsel Sökümü

"voyage voyage" grafiteria ate 10 de julho de 2007

Yönün tarifsizliği, mesafenin tahribi ve zamanın kozmik teslimiyetinde çağımızın gezgininin karşısında birden çok zaman tarifesi vardır. Gezginlik, göçebelik ve seyyahlık olarak adlandırılan bu tarifelerin etimolojileri
Zamanın kendi kategorileri içinde bu tarifelere bir yer değiştirme felsefesinden daha çok şey bağışlaması, yolculukta sanıldığından daha çok bellek, beklenenden daha çok töz ve umulandan daha çok alternatif zaman örnekleri bulunmasına yol açmaktadır.
Keşif ve fetih objeleri geçerliliğini yitireli beri yolculuğun içeriği zihinsel bir planda kurulmaktadır. Düşüncenin; özel biçimiyle fantastik yolculuk kesitlerinin, yolculuğun zihinsel yapısına sunduğu köklü değişimler çağımız gezgini için ön plana çıkan belirleyici etkenlerdir.
Keşfin yerini alan "geçiş", fetihin yerine "kozmik ziyaret" kuşkularını getirmiştir. 1492 yılına kadar fetihe ve keşfe açık olan yeryüzü artık kozmik istilalara ve talanlara açık bir "geçiş ve ziyaret" mekânıdır.
Zamanımızın gezgini için yeryüzü tabanlı bir yolculuk, eskisinden daha çok belirsizlik, boşunalık ve yersizlikle doludur. Yolculuğun ince bir zihinsel katmana otururken kuşku yoğunluklu bir düzleme kavuşması gezgin, göçebe ve seyyah kavramlarını birbirine yaklaştırmıştır. Birbirine çok yakınlaşan bu üç kavram ancak gerçek bir kozmik ziyaretin ifşasında yüzyüze çarpışarak belki tek kavram boyutuna geçecek ve böylelikle birbirlerine "gerçekten" yardım edecektir. Her üç kavramın da birbirlerine yakınlıklarına rağmen aralarında hâlâ mevcut olan geçişsizlik yüzünden yeryüzü tabanlı yolculuk kavramı ulaşılmazlığını sürdürmektedir.
Sözcükler tıpkı "yolculuk"ta olduğu gibi birçok anlam ve gösterge labirentlerine açılıyor günümüzde. Yolculuk sözcüğünün ki artık 1492'den bu yana onun bir "söz" olduğunu kabul etmeliyiz açıldığı labirentin sakinleri de anlam ve göstergenin ötesinde birtakım göndermelerin izini taşıyor. Giderek karmaşık hale gelen ve kalınlaşan Tarih'in, Geçmiş'ten iyiden iyiye ayırt edilir oluşu kendisini alternatif zaman örneklerinin en başına yerleştiriyor. Tarihin içinde yolculuk için, günümüz düşüncesinin "eski" kavramını da yanına alarak Geçmiş'in karşısında başlı başına bir varoluş biçimi kurma pratiğinin eseridir, diyebiliriz. Bu yolculuğun nesnesi zihinsel bir uğraşın ötesine geçmese de sonuç olarak gövde, ayaklar ve kilometre sayacının yaptığı yolculukların saklandığı yere yakın bir yerde, yani zihinsel bir depoda her an yoruma ve nostaljiye açık bir durumda tutulmaktadırlar. İşte tarihçinin zorlukları burada başlamaktadır: Günümüzde giderek ayaklardan, gövdeden ve kilometre sayacından uzaklaşan ve kendini zihine vuran yolculuk pratiğinin artık zihinsel bir altyapıda oluştuğunu görmenin acı talihi. Ya da Geçmiş ile Tarih arasındaki ayrımın farkına acı bir şekilde varmak.